Yazılar

Bir köklenme hikayesi

Arinna’nın kurucusu Gülece Yıldız, Botanical Totem koleksiyonunda doğanın ritmini, kadim sembolleri ve kişisel yolculuğunu bir araya getiriyor. Vietnam ve Sri Lanka’dan taşıdığı ilhamı, köklenme fikrini ve zamansız tasarım anlayışını InStyle Türkiye’ye anlattı.

Botanical Totem’in çıkış noktası neydi? Koleksiyonun hikayesi sizin için hangi duyguyla başladı?

Botanical Totem’in benim için çıkış noktası, doğayla kurduğum bağın ardından babamın sanat tarihi kitaplarını karıştırırken oluşan bir fikirdi. Beni en çok etkileyen ise o dönemde karşıma çıkan semboller ve onların taşıdığı anlamlardı. Var olan ve var olmaya devam eden zamanın, ifade biçimlerinin, hissettirdiği duyguların ve çağrışımların bende bıraktığı etkiyle bu koleksiyon şekillenmeye başladı. Koleksiyonu tasarlarken amacım sadece desen yaratmak değil, doğanın ritmini ve dinginliğini tasarımlarıma yansıtmaktı. Lotus, güneş, yapraklar ve geometrik formlar ise yaşam döngüsünü, dönüşümü ve dengeyi temsil ediyor. Bu yüzden Botanical Totem, benim için doğaya duyduğum saygının modern bir yorumu.

Vietnam ve Sri Lanka seyahatlerinizin koleksiyon üzerindeki etkisinden bahsediyorsunuz. O yolculuklardan zihninizde kalan ve tasarımlara doğrudan yansıyan bir an var mı?

Evet, aslında her şeyin çıkış noktalarından biri bu yolculuklardı. O yolculuklarda sanki ruhumun ve bedenimin doğayla yeniden bağ kurduğunu hissettim. Beni en çok etkileyen ise doğanın saflığı, insanların doğayla kurduğu doğal ilişki ve o ülkelerin kadim kültürleriydi. Dağların içindeki yerleşimler, pirinç tarlaları, ormanlar ve özellikle tren yolculuklarında gördüğüm manzaralar hâlâ aklımda. Doğayla iç içe yaşayan insanlar, tapınaklar ve günlük yaşamın içindeki o sadelik beni çok etkiledi. Sanırım Botanical Totem’in ruhunu şekillendiren en önemli unsurlardan biri de buydu. O yolculuklarda hissettiğim huzur; doğanın tonları, formları ve ritmi zamanla tasarımlarıma yansıdı. Koleksiyonun organik, güçlü ve ritmik tasarım dili de aslında bu yolculuklarda hissettiklerimin bir yansıması oldu.

Koleksiyon boyunca sıkça karşımıza çıkan “köklenme” fikri bugün sizin için ne ifade ediyor?

Öncelikle bu soru benim için çok şey ifade ediyor. Köklenmek benim için sadece bir kelime değil, bir süreç. Doğru şeyleri zamanla kabullenmek ve onların anlamını yaşadıkça keşfetmekle başlıyor. Hayatın bana gösterdiği yollar, yaşadığım deneyimler ve zamanla öğrendiklerim beni bugün olduğum noktaya getirdi. Belki de bu yüzden ayaklarımın yere daha sağlam bastığını hissediyorum. Başta bir dalga gibiydim, bugün ise köklerine inmeyi öğrenen bir ağaç gibiyim. Köklenmek benim için kendimi kabul etmek, özümü keşfetmek ve her geçen gün biraz daha güçlenmek demek. Aslında bu sadece koleksiyonun değil, benim de hikâyem. Hâlâ devam eden bir süreç ve yol…

Doğadan ilham alan pek çok koleksiyon görüyoruz. Sizin doğaya yaklaşımınızı farklı kılan şey ne?

Benim için her şey doğadan besleniyor. Doğadan gelen sembollere, onların kadim anlamlarını koruyarak kendi hikayemi ekliyorum. Her sembol, kadının özgür ve sezgisel yolculuğuna eşlik eden bir köklenme hikayesinin parçası. Ben doğayı sadece ilham aldığım bir kaynak olarak görmüyorum, onunla bağ kuruyorum. Bu yüzden kullandığım her sembol, benim yaşadıklarımdan, hissettiklerimden ve kendi yolculuğumdan da izler taşıyor. Botanical Totem de benim için kadının özgür ve sezgisel yolculuğuna eşlik eden bir köklenme hikayesi.

Botanical Totem’de yer alan semboller yalnızca görsel bir tercih değil, aynı zamanda bir anlatının parçası gibi görünüyor. Sizin için en kişisel anlamı taşıyan sembol hangisi?

Aslında tek bir sembol seçmek benim için çok zor. Çünkü beni etkileyen şey yalnızca bir sembol değil, her birinin geçmişi ve farklı uygarlıklarda benzer anlamlarla günümüze kadar ulaşmış olması. Farklı ifade biçimlerine sahip olsalar da hepsi aynı anlatının parçaları. Eğer birini seçmem gerekirse, merkez noktalı daireyi seçerdim. Benim için uyanışı, içsel farkındalığı, insanın kendi özüne dönüşünü ve ruhun merkezlenmesini temsil ediyor. Son yıllarda yaşadığım yolculuğu da en iyi anlatan sembolün bu olduğunu düşünüyorum. Belki de bu yüzden benim için en kişisel anlamı taşıyan sembol merkez noktalı daire. Çünkü bence en uzun yolculuk, insanın kendi içine yaptığı yolculuk.

Günümüz kadınının gardırobunda bir parçanın uzun ömürlü olmasını sağlayan şey sizce nedir?

Benim için bir kıyafetin uzun ömürlü olmasını sağlayan en önemli şey, onunla kurduğumuz bağ. Elbette kaliteli kumaş, iyi işçilik ve doğal materyaller çok önemli. Ama bir parçayı yıllarca gardırobumuzda tutan şey, bize hissettirdikleri ve onunla biriktirdiğimiz anılar. Sevdiğim bir parçayı her giydiğimde bana aynı rahatlığı, güveni ve duyguyu hissettirmesini isterim. Bence uzun ömürlü olmasının sırrı da tam olarak burada; sadece iyi tasarlanmış olması değil, insanın onunla duygusal bir bağ kurabilmesi.

Son yıllarda moda dünyasında konfor ve özgürlük kavramları daha fazla öne çıkıyor. Siz tasarım yaparken estetik ve rahatlık arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Ben tasarım yaparken estetik ve rahatlığı birlikte düşünmeye çalışıyorum. Benim için biri olmadan diğeri eksik kalıyor. Çoğu zaman rahat kalıpları, akışkan, uçuşan ve özgür hissettiren silüetleri tercih ediyorum. Bir tasarımın sadece güzel görünmesi değil, onu giyen kişinin gün boyu kendini rahat, özgür ve iyi hissetmesi de benim için çok önemli. Bu dengeyi doğal kumaşlar, hareket özgürlüğü sunan kalıplar ve akışkan silüetlerle kurmaya çalışıyorum. Son dokunuşu ise küçük detaylar yapıyor. Bence bazen bir tasarıma karakter kazandıran şey tam da o küçük detaylar oluyor.

Koleksiyondaki doğal kumaşlar ve el işçiliği detaylarını seçerken sizin için en önemli kriter neydi?

Benim için en önemli kriter, kullandığım doğal liflerin kalitesi. Kumaşın dokusu, tenle kurduğu his ve yarattığı zariflik benim için her zaman öncelikli oluyor. El işçiliği ise bir tasarıma karakter ve ruh katan en önemli detaylardan biri. Bu yüzden hem kumaş seçiminde hem de işçilikte zamana karşı değerini koruyacak parçalar ortaya çıkarmaya çalışıyorum.

Arinna kadını nasıl biri? Onu tasarlarken aklınızda belirli bir karakter ya da yaşam tarzı var mı?

Arinna kadını, özgür, güçlü, bağımsız, sezgisel ve hayat dolu bir kadın. Doğayla bağ kuran, kendini tanıyan, bilinçli seçimler yapan ve zarafeti gösterişten çok duruşuyla yansıtan biri. Onu tasarlarken aklımda belirli bir karakterden çok bir yaşam tarzı oluyor. Ben de kendini, hayatı ve doğayı seven bir yaşam tarzını benimsiyorum. Sanırım Arinna kadını da bu yüzden bana çok benziyor. Kendini içinde özgür hisseden, kendi yolculuğunu yaşayan ve bunu doğal bir zarafetle yansıtan kadınlar için tasarlıyorum.

Doğayla bağ kurmak bugün pek çok insan için bir ihtiyaç hâline geldi. Sizin günlük hayatınızda bu bağı korumanın vazgeçilmez ritüelleri neler?

Doğayla bağımı koruyan en önemli ritüellerim, fırsat buldukça doğada yürüyüş yapmak, yoga yapmak ve ormanın içinde vakit geçirmek. Bazen sadece ormanı dinlerim, bazen de orada oturup bir şeyler çizerim. Doğa benim için hem dinlendiğim hem de kendimi yeniden bulduğum bir yer. Bu ritüeller bana hem ilham veriyor hem de hayatın yoğun temposunda yeniden dengelenmemi sağlıyor.

Moda dışında sizi en çok besleyen şeyler neler? Seyahat, sanat, edebiyat ya da başka ilham kaynaklarınız var mı?

Moda dışında beni en çok besleyen şeyler tabii ki en başta sanat. Zaman zaman kendi çapımda resim yapıyor, tablolar hazırlıyorum. Tarih, müzik, seyahatler… Farklı kültürler. Düzenli yoga ve spor yapmak ise hem zihnimi dinlendirmemi hem de kendimle bağ kurmamı sağlıyor. Ama sanırım bütün bunların ortak noktası sevgi. Hayata, doğaya ve insana duyduğum sevgi beni her zaman besliyor.

Botanical Totem koleksiyonundan tek bir parçayı yıllar sonra da saklamak isteseniz hangisini seçerdiniz ve neden?

Sanırım pişmiş toprak askılı maksi elbiseyi seçerdim. Çünkü onu giydiğimde kendimi hem rahat hem de kendim gibi hissediyorum. Hatta Avrupa’yı onunla rahatlıkla dolaşabileceğimi düşünüyorum. Müslin-kenevir kumaşı çok rahat ve sırt dekoltesini her zaman çok sevmişimdir. Bu yüzden yıllar sonra bile dolabımda saklamak isteyeceğim parçalardan biri olurdu.

Markanız için yakın gelecekteki planlarınız neler?

Yakın gelecekteki en büyük hedefim, Arinna’yı doğru kitleyle buluşturmak ve Arinna kadınına dünyada daha fazla görünürlük kazandırmak. Benim için en önemli konu, premium bir kalite sunarken aynı zamanda ulaşılabilir olabilmek. Bugün doğal liflerden üretilen kaliteli ürünlere ulaşmak çoğu zaman zor olabiliyor. Ben ise insanların hem tasarım hem de kalite açısından güvenebileceği, pamuklu ve doğal kumaşlardan üretilmiş parçalar sunmayı hedefliyorum. Aynı zamanda daha bilinçli bir tüketim anlayışını destekleyen bir marka olmak istiyorum. Yolun henüz başında olduğumu biliyorum ama Arinna’nın çok büyük bir potansiyele sahip olduğuna yürekten inanıyorum.